Reklamlar

Saçının teli için servet dökülürdü, cenazesini beş kişi kaldırdı

Küçük Sevgilim, Sinderella Külkedisi, Ekmekçi Kadın gibi filmlerde rol aldı Tuğlu.. 2004’te Melekler Adası, 2006’da Kaybolan Yıllar, 2007’de de Vazgeç Gönlüm adlı TV dizileriyle ekrana geldi.

2012 yılında son nefesini verdi Hülya Tuğlu. Türk sinemasının sessiz kahramanlarından biriydi, bu dünyadan göç edişi de tıpkı meslek yaşamındaki gibi sessiz sedasız oldu.. Hülya Tuğlu, Feriköy Mezarlığı’nda son yolculuğuna uğurlandı.

Yeşilçam’ın trajik öykülerinden birinin kahramanı da Serpil Örümcer. 1967’de Milliyet’in düzenlediği güzellik yarışmasında birinci olduğunda henüz 14 yaşındaydı Örümcer. Bacaklarının güzelliğiyle dikkat çeken ve “Bayan Bacak” olarak anılan Örümcer, bir yıl mankenlik yaptı. Bu sırada unutulmaz Samanyolu şarkısıyla zirvede bulunan, dönemin ünlü sanatçısı Berkant’la tanıştı. Bir süre sonra onunla evlendi.

Ama bir süre sonra Berkant’ı terk etti. Artık öylesine ünlüydü ki… Ayakkabısından rakı içen bile vardı.Örümcer iki evlilik daha yaptı. Cengiz Kartal’la 1989-1990 yılları arasında süren evliliği bittiğinde neyi var neyi yok satmıştı. Batman’da gayriresmi 4 eşi ve 11 çocuğu bulunduğunu sonradan öğrendiği işadamı Hasan Ölük’le yaptığı üçüncü evlilik, Örümcer’e göre hayatının ikinci büyük hatasıydı. Bir günlük konser için gittiği Batman’da 10 gün kalınca tanıştığı Hasan Ölük, evlendikten sonra işkenceye başladı. Raporlar alıp mahkemelerde günler geçiren Serpil Örümcer, bu evlilikten güçlükle kurtuldu.

Ancak artık, yaşamını süsleyen neon ışıklarının yerini, çöpleri aydınlatan sokak lambaları almıştı. Çöplerden topladığı káğıt ürünlerini satarak geçimini sağlıyordu.

Örümcer, geçmişin parlak günlerinden uzakta sakin ve gözlerden uzak bir yaşam sürüyor şimdi.

Tıpkı Belkıs Özener gibi, Yeşilçam’da birçok filme sesini veren ses sanatçısı Sevim Şengül, 1938’de İstanbul’da doğdu.

Özellikle 60’lı yıllarda İstanbul sahnelerinde fırtına gibi esti. Türk müziği ve fantezi türü şarkılarla çok sevildi. ‘Bar Kızı’, ‘Bana Derler Fosforlu’, ‘Veda Busesi’ gibi filmlerde Türkan Şoray’ın okuduğu şarkılara sesini verdi.

Ama yoksulluk uçurumuna düşen ünlüler gibi, önce işini, sonra sağlığını yitirdi. Son günlerini hayranlarından birinin evine sığınarak geçirdi. En son Bursa Devlet Hastanesi morgunda yapayalnız kaldı. 1999’un ağustos ayında birkaç yakını tarafından toprağa verildi

1950’lerde ve 60’ların başında Türk sinemasında fırtına gibi esen komedyen karakter oyuncusu Suphi Kaner, çeşitli sorunlarla iç içe yaşarken, aşırı duyarlı kişiliği nedeniyle alkole bağımlı oldu.

Alkol yüzünden dönemin Prodüktör Cemiyeti ortak karar alarak ona kimsenin iş vermemesini sağladı. Düştüğü yoksulluk ve bunalım çukurunda daha fazla duramadı ve 1963 Ağustos’unda intihar ederek hayata veda etti. Öldüğünde cebinde 15 lirası vardı. Daktilo makinesi de 50 liraya rehindeydi

Onun öyküsünü bir film olsa belki de milyonlarca kişiyi salonlara çeker ve gözyaşlarına boğardı. Küçücük yaşında keşfedilip sinemaya adım attı, adını tarihe “efsane dansöz” olarak yazdırdı.

Yaşlı kadın bir yakınının arabasında geçirdiği trafik kazasında yaşamını yitirmişti. Cenazesini buz gibi morga getirdiler. Kimlik tespiti için günlerce bekletildi. Ama ne arayan oldu yaşlı kadını ne soran… Ta ki bir genç gelip onu tanıyana kadar. İşte o zaman yaptığı “ateş dansı” ile bir dönem sahnelerde ve Yeşilçam’da fırtına gibi esen Özcan Tekgül’ün trajedisi gün ışığına çıktı.Döneminin magazin basınının peşinde koştuğu ünlülerden biriydi Tekgül. Güzelliğini sergileyen fotoğrafları ile erkeklerin başını döndürdü. Öyle ki ona “cihan yandı dilber” derler, saçının tek teline dokunabilmek için servetlerini ayaklarına sererlerdi. 1980 yılında Kültür Bakanlığı tarafından kendisine Onur Belgesi verilmesi,tartışmalara yol açtı.
Reklamlar

Bakmadan Geçme!

KAPAT
Bakan detayları açıkladı! Bakın kimler bayram ikramiyesi alacakmış...